|
Tüzük
Yönetim Kurulu
|
İslam Kültür Merkezleri Birliği ve Şubeleri hakkında bilgi ve malumatİçindekiler:
2. Hizmet ifasındaki prensipleri ve çalışma tarzını 3. Faaliyet sahalarını
1. İslâm Kültür Merkezleri Birliği'nin kuruluşu ve gelişmesiAlmanya'da takriben 200 seneyi aşkın bir zamandan beri müslümanlar yaşamaktadır. 1960'lı yılların başından itibaren de muhtelif müslüman ülkelerden, bilhassa Türkiye'den gelen müslüman işçiler vasıtasıyla İslâmiyet bu ülkede ehemmiyet kazanmaya başlamıştır. Farklı bir kültür ve yaşama tarzına sahip bu ülkeye gelen müslümanlar; sosyal, kültürel ve dini bir çok problemlerle karşılaşıp bunları bertaraf edebilme mücadelesi vermişlerdir. Sosyal sahadaki problemler zamanla, belli ölçülerde çözülmüş olmasına rağmen, bilhassa dindar müslümanların dini vecibelerini gerektiği şekilde yerine getirebilmeleri hususundaki birçok problemler çözülmemişti. Her şeyden evvel kültürel kimliğin muhafazası ve genç nesillere dinin öğretilmesi büyük bir önem taşımaktaydı. Bu sebeple, velilerin talepleri doğrultusunda müslüman çocuklarına camilerde islâm dininin temel bilgilerinin öğretilmesi icabetmekte, yetişkinlerin ibadet edebilecekleri yerlerin hazırlanması gerekmekteydi. Maalesef resmi makamlar bile bu boşluğu uzun müddet görememişlerdi. Halbuki hristiyan dinine mensup yabancı işçilere kendi dinleri ile alâkalı her türlü kolaylık temin edilmiş bulunuyordu. İşte bu ahvâl ve ihtiyaçların gün geçtikce ehemmiyet arzetmesi neticesinde; müslümanlar 15 Eylül 1973 tarihinde Köln'de "İslâm Kültür Merkezi"ni kurmuşlar ve böylece Almanya'ya gelen müslümanların dini ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir kuruluşun temelini atmışlardır. Zamanla bir çok yerde belediye, işveren temsilcileri ve kilise yetkilileri ile ilk diyalog zemini temin edilmeye başlanmış, daha o zamandan itibaren. İslâm Kültür Merkezi, tüzüğünde yazılı gayesine uygun bir şekilde her türlü parti politikasından uzak olarak faaliyet göstermiştir. Böylece yanlış anlaşılmaya mahal olabilecek hususlardan şiddetle kaçınmak suretiyle, sadace müslümanların dini ihtiyaçları ile alakalı problemlerin çözümü sağlanmıştır. O zamanki müteşebbisler, Türkiye'deki özel ve resmi okullarda islâmi eğitim görmüş işçiler idi. Bu hizmetler onların öncülüğü ile başlatılmış oldu. İslam Kültür Merkezleri Birliği'nin hizmetlerinden istifade eden her müslüman erkek ve kadın, zor ve sınırlı şartlar altında hiç bir menfaat beklemeksizin gayret sarfederek hizmetlerin bu günlere gelmesine vesile olan bu sorumluluk sahibi kişilere minnet borçludurlar. Bugün, İslâm Kültür Merkezleri Birliği şubelerinde istihdam edilen hocalar, bilhassa Almanya'da doğup büyüyen, alman okullarını bitirip gayet güzel almanca konuşan ikinci nesilden, iyi bir din eğitimi görmüş genç kadrolardır. Bu kadro, her türlü problemin üstesinden gelebilecek bir kapasiteye sahiptir. Önceden müstakil dernekler halinde faaliyet gösteren İslam Kültür Merkezleri, 19 Haziran 1980 tarihinde "İslam Kültür Merkezleri Birliği" adı ile bir çatı altında birleşmişlerdir.
2. İslâm Kültür Merkezleri Birliği'nin hizmet ifasındaki prensipleri ve çalışma tarzıMerkezi Köln'de bulunan İslâm Kültür Merkezleri Birliği, sosyal ve kültürel sahalarda hizmet veren dini bir cemiyettir. Birliğin, Almanya'nın bir çok yerinde faaliyet gösteren şubeleri mevcuttur. İKMB, Köln sulh hukuk mahkemesince 6851 numara altında tescil edilmiştir. İslâm Kültür Merkezleri Birliği, Federal Almanya Cumhuriyetinin hür demokrat anayasa düzenine uygun olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Kuruluş tüzüğünde belirtildiği gibi İKMB'nin diğer bir özelliği de partiler üstü olmasıdır. Birlik kesinlikle hiç bir parti politikasını gaye edinmemekte ve herhangi bir kuruluştan yardım almamaktadır. Teşkilâtın Almanya'da yaşayan müslümanların dini meselelerine mütaallik faaliyetleri bunu açık bir şekilde ispat etmektedir. Faaliyetler için lüzumlu olan mali destek, sadece üyelerden alınan aidatlarla ve hayırsever müslümanların teberruları ile karşılanmaktadır. İslam Kültür Merkezleri Birliği, ilk senelerde müsafir işçi hüviyyetinde bulunan ve planını bir gün Almanya'dan dönmek üzere yapan bir topluluğa hizmet vermekteydi. Bunun için de kiralık binalarda hizmetine devam ediyordu. Fakat son yıllarda Avrupada, bilhassa Almanya'da yaşayan müslüman ailelerde bariz bir gelişme görüldü. Çocukları burada doğup burada büyüyen ve anavatanlarına hemen dönmeleri mümkün olmayan bu müslüman ailelerin çoğu, alman toplumunun ayrılmaz bir parçası haline gelmeye başladılar. Bu gelişmeye paralel olarak, İslam Kültür Merkezleri Birliği şubeleri tarafından cami için ihtiyaç olan binaların kiralanmasından ziyade satın alınması zarureti ortaya çıktı. Önceden cami olarak kiralanmış olan binalar satın alınıp tamir edilmeye başlandı. Bu suretle İslam Kültür Merkezleri Birliği ve şubeleri Almanya'da devamlılık arzeden bir teşkilât haline gelmiştir. Halen Almanya'da, İslâm Kültür Merkezleri Birliği'nin 300 şubesi bulunmakta olup bunlardan 180 şubenin binalarının mülkiyeti İKMB'ne aittir.
3. İslam Kültür Merkezleri Birliği'nin faaliyet sahalarıİslâm Kültür Merkezleri Birliği'nin esas gayesi; Almanya'da yaşayan müslümanların dini ihtiyaçlarını karşılamak ve günlük ibadetlerini ifa etmeleri esnasında meydana gelebilecek meselelerinde onlara yardımcı olmaktır. İlk kurulduğu yıllarda İKMB, daha çok, acil ihtiyaç olan yerlerde ibadet yerleri açmaktaydı. Bu vesileyle çeşitli yerlerde aynı maksatla bir çok camiler vücuda gelmiştir. Birliğin faaliyet sahası iki ana başlıkta mütalaa edilebilir:
3.1 Dini hizmetler:Dini hizmetlerin daha detaylı bir şekilde ifa edilebilmesi için yeni camilerin açılması hususunda şubelere yardımcı olmak bir zarurettir. Camilerde din eğitimi verilmesi İKMB'nin en önemli gayesini teşkil etmektedir. Bu camilerde çocuklara ve büyüklere kendi seviyelerine uygun şekilde, islâmın temel bilgilerini ihtiva eden dersler verilmekte, bilhassa Kur'an-ı Kerim'in usulüne uygun olarak okutulması, mânâsının anlaşılmasının sağlanması ve ibadet şekillerinin öğrenilmesi temin edilmektedir. Din eğitimi, Kur'an-ı Kerimi okuyabilmek için önce arab alfabesini öğrenmekle başlar. Buna paralel olarak Kur'andan; ibadetlerini ifa etmekte lüzumlu olan kısa sureler ezberletilir. Arab Alfabesini ve temel islâm bilgilerini öğrenenenlere arzu ettikleri takdirde arabca ve islâmi ilimler öğretilir. İslâm'ın emrettiği şekilde, doğru olarak namaz kılmak isteyen her müslümanın Kur'anı Kerimden yeteri kadar kısa sureler bilmesi gerekmektedir. İKMB bu eğitimin sistemli bir şekilde verilmesini sağlar. İbadet lisanının sadece arabca olduğunu da burada belirtmek gerekir. Müslümanların çoğu, özellikle yukarıda bahsettiğimiz islâmî bilgilere sahip olabilmek için camilerimize gelmektedirler. Dersler herkesin anlama kabiliyetine ve kavrama kapasitesine göre verilir. Ders saatleri; iştirak eden müslümanların isteğine göre ayarlanır. Dersler genellikle hafta sonları saat 11.00 - 13.00 arasında ve tatillerde verilmektedir; iştirak mecburiyeti de yoktur.
3.2 Sosyal hizmetler:Cemaatle yapılan ibadetlerin en önemlileri cuma ve bayram namazlarıdır. Bu ibadetler ancak camilerde ifa edilir. Fakat cami sadece dini ibadetlerin ifa edildiği ve bilâhare kapısı cemaate kapatılan bir mekan değildir. İKMB şubeleri, hem ibadethane, hem de sosyal entegrasyon merkezi fonksiyonu taşıyan bir mahaldir. Bu mahallerde müslümanlara çeşitli sahalarda sosyal yardımlar yapılmakta, kanunlara uymaları ve çevrelerine uyum sağlayabilmeleri için yol gösterilmektedir. İslâm dini, insanlara ve çevreye zarar vermemek, kaynakları israf etmemek hususunda kişilere mükellefiyetler yüklemektedir. Bu mevzuda camilerimizde va'zlar verilmekte, cemaataydınlatılmaktadır. Aynı zamanda çevrenin korunması ve bakımı hususunda şubelerimizde faaliyet gösterilmektedir. Şubelerimizde islami usullere uygun olarak düğün, nişan ve sünnet merasimleri icra edilmekte; bazı şubelerde de devamlı bir şekilde hizmet içi seminerler, dil kursları, dikiş nakış ve benzeri kurslar tertip edilmektedir. İKMB, bünyesinde kurduğu cenaze fonu vasıtasıyla, Almanya' da yaşayan müslümanların cenaze hizmetleri ile de meşgul olmaktadır. ![]()
4. İslam Kültür Merkezleri Birliği'nin halkla ve diğer kuruluşlarla olan münasebetleriİslâmiyet, inanç farkı gözetmeksizin bütün insanlığa şamil barış mesajı veren bir dindir. Bu mânâda İslam Kültür Merkezleri Birliği; müslüman, hıristiyan ve diğer kuruluşlarla muhtelif sahalarda teşrik-i mesai yapmaktadır. Bu itibarla şubelerimiz, ırk ve din ayırımı gözetmeksizin, İslâmiyete veya birliğimize alâka duyan ve bilgi talep eden herkese açıktır. Bu açıklık sebebiyle Almanya'daki şubelerimizde kurduğumuz diyalog platformuna her sene onbinlerce gayr-i müslim müracaat etmektedir. Dinler arası diyaloğu merkezi ve mahalli sahada devam ettirmek Birliğimizin temel hedeflerinden bir tanesidir. Muhtelif zamanlarda merkezlerimize bilgi almak maksadıyla çeşitli okul, kilise, resmi merciler, dernek ve kuruluşlardan gelen ziyaretciler bilgilendirilmektedir. Genel olarak İslâmiyet hakkında veya özel olarak birliğimiz hakkında malûmat sahibi olmak isteyenlere, en yakın bir şubemizi ziyaret ettikleri takdirde, gereken bilgiler verilmektedir. Alâka duyanların, organizasyon tekniği açısından önceden müracaat etmelerinin faydalı olacağı mütala edilmektedir. Birliğimizin Alman resmi makamları ile de fevkalade diyaloğu bulunmaktadır. Bu diyalog mahalli düzeydeki belediyelerden başlayıp, Cumhurbaşkanına kadar devam etmektedir. Alman Bakanlar zaman zaman merkezimizi ziyaret etmektedirler. Binalarımızın açılışlarına Alman Milletvekilleri, Belediye Başkanları iştirak etmektedir. Bu cümleden olarak; 1994 yılında iki Almanyanın birleşmesi ile alâkalı kutlamalar merkezimizde yapılmış, Federal Almanya Meclis Başkanı, Bakanlar ve Milletvekilleri bu törene iştirak etmişlerdir.
5. İslam Kültür Merkezleri Birliği mensuplarının tasavvufi yönü hakkında kısa bir malumatİslam Kültür Merkezleri Birliği mensupları, kendilerine başkaları tarafından izafe edilen "Süleymancılık" yakıştırmasını ret etmektedirler. Zira bu isim kendilerine kurucuları ve mensupları arasında Süleyman Efendi Hazretleri'nin talebelerinin bulunması dolayısıyla verilmiş olup, sanki islam dışı bir hareketmiş intibaı verilmek maksadına matuf olarak kullanılmıştır. Bu ismin muhataplarının daha iyi anlaşılabilmesi için Süleyman Efendi (k.s) merhumun hayat hikayesine kısa bir göz atmanın faydalı olacağı kanaatindeyiz. Süleyman Hilmi Tunahan (K.S.), hicri 1304 (miladi 1888) yılında Silistre'nin Hazergrad kazasının Ferhatlar köyünde dünyaya gelmiştir. Ceddi, Fâtih Sultan Mehmed Han'ın, Tuna Hanı nasbettiği ve kız kardeşini de tezviç ettiği İdris Bey'e dayanır. Babası Silistre'nin Satırlı Medresesinde yıllarca müderrislik yapmış, mâruf bir dersiâmdır. Satırlı Medresesini ve Silistre Rüştiyesini bitiren Süleyman Efendi (K.S.), yüksek tahsilini tamamlamak üzere babası tarafından İstanbul'a gönderilmiş ve burada Sahn-ı Seman (Fâtih Medreseleri)'na devam ederek devrin meşhur âlimi Bafralı Ahmet Hamdi Efendi'den birincilikle icâzet (diploma) almıştır. Daha sonra, o zamanki tabir ile dersiâm (Profösör) olarak yetişmek üzere, Süleymaniye Medreselerin'den Medresetü'l-Mütehassisin'in Tefsir-Hadis kısmına devam etmiştir. Son derece parlak bir zekaya sahip olan Süleyman Efendi, 1919 senesinde Medresetü'l-Mütehassisin'den mezun olurken, aynı yıllarda okuyarak Medresetü'l-Kuzat'ı (Hukuk Fakültesi)'de bitirmiştir. Mezuniyetini müteakip (1919) İstanbul'da Fatih ve Selimiye Medreselerinde dersiam olarak vazifeye başlayan Süleyman Hilmi Tunahan (K.S.) 1924 yılında Türkiyede ''Tevhid-i Tedrisat''ın yürürlüğe girmesi neticesinde Medreselerin kapatılması üzerine vaizliğe tayin edilip 1930-1934 yılları arasında halkı irşad etme vazifesinde bulunmuştur. T.C. Hükumetinin 1928' de laikliği kabul etmesi, ancak bunu Avrupadakinden farklı olarak tatbik etmek suretiyle dini devletin kontroluna vermesi bir çok tepkiye sebep olmuştur. Bu tepkiyi gösterenlerden birisi ve en önemlisi de Süleyman Hilmi Tunahan'dı. Süleyman Hilmi Tunahan, hem bir ilim adamı ve hem de bir hukukçu olduğu için, Türkiye'de uygulanan laikliğin gerçek laiklik olmadığını savunmuş, devletin direkt olarak dine müdahelesinin bu ilkenin ruhuna aykırı olduğunu söyleyerek bunun mücadelesini vermiştir. Fakat O'nun bu mücadelesi devletin mevcut anayasasının ve kanunlarının dışında olmamıştır. Bunun isbatı, Onu, çeşitli tertip ve oyunlarla tutuklamalarına rağmen hiçbir zaman mahkumiyet almamış, aleyhinde açılan bütün davalardan BERAAT etmiştir.(Bky. Necip Fazıl Kısakürek, Son Din Mazlumları) Türkiyede din adamına olan ihtiyacın had safhaya çıktığı bir dönemde Süleyman Efendi Hazretleri, ilk defa 1951 yılında, devletten hiçbir maddi yardım almadan, ilk Kur'an Kursunu açmıştır. Kısa sürede yüzlerce din adamı yetişmiş, Anadolunun her tarafında müslümanlara hizmet vermeye başlamışlardır. Böylece T.C. kanunlarına tam bir uyum içinde sürdürülen bu çığır yayılarak büyümüştür. Bu hizmeti çekemeyen ve çıkarlarına engel gören bazı çevreler, Süleyman Efendi (k.s) nin vefatından sonra "Süleymancılık" uydurmasını yaymışlardır. Halbuki, bu cemaat, mezkür ismi kabul etmemekte, kendilerine illede bir isim takılması gerekiyorsa buna ''Süleyman Efendi'nin Talebeleri'' denilmesini arzu etmektedirler. Bütün bunlardan sonra Süleyman Efendi'nin Talebeleri hakkında kısaca şu kanaatlar ifade edilebilir: 1. Süleyman Efendi ve O'nun talebeleri tam manasıyla İslam dinine bağlıdırlar. Bu itibarla "Süleymancılık" diye bir dinin mevcudiyeti asla mevzubahis değildir. 2. Süleyman Efendi'nin Talebeleri, Amelde İmam-ı Azam Ebu Hanifeye, İtikatta İmam Ebu Mansur Maturidi'ye bağlıdırlar ki bu mezhepler, ifrat ve tefritte olmayan orta yolu temsil etmektedir. Esasen İslam dünyasının kâhir ekseriyeti de bu mezheblere müntesibdir. Şu halde " Süleymancılık " diye bir mezhep yoktur. 3. Süleyman Efendi (K.S.), kendisine bağlıların bütün hareketlerinden anlaşılacağı üzere, onların da ifâde ve beyan ettikleri gibi "Nakşi" idi. Şu halde Süleymancılık diye Süleyman Efendi'nin icad ettiği veya kurduğu, kendine göre esaslarını vaz' ettiği bir tarikat da mevcut değildir. Türkiye'de yaşamış ve 1959'da vefat etmiş bulunan Süleyman Hilmi Tunahan (K.S.) ismindeki din âlimi 1936 yılında başlamak üzere vefat tarihi olan 1959 yılına kadar, tam 23 sene, büyük zorluklarla, yılmadan usanmadan çalışmış, Kur'an-ı Kerim Arapça ve islâm diniyle ilgili diğer ilimleri öğreterek bir çok talebe yetiştirmiştir. Bu talebeler de hocalarının izinden giderek yeni talebeler yetiştirmişlerdir. İşte Avrupa'ya işçi olarak gelenlerin içinde, Süleyman Hilmi Tunahan (K.S.) ın ve talebelerinin yetiştirdiği talebeler de vardır. Bugün Almanya ve Avrupa'nın her tarafında muhteşem kelimesi ile ifade edilebilecek bu hizmeti başlatan ve bu güne getirenler onlardır, kendilerine şükran borçluyuz.
6. Son SözTescilli bir dernek olan İslam Kültür Merkezleri Birliği kamu yararına çalışmayı kendisine en büyük vazife telakki etmektedir. Daha önce de vurgulamaya çalıştığımız gibi, İKMB; İnsanlar arasında ırk, dil, din, renk, farkı gözetmeksizin, bütün insanlara kapılarını açmıştır. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin: ''İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır '' hadis-i şerifi düsturunca, insanlara hizmet etmeyi ve faydalı olmayı kendisi için bir şeref bilmiştir. Huzur ve barış dolu bir dünya için, özellikle ilâhî dinlerin diyaloğu elzem olduğu artık bilinen bir gerçektir. Bu ilâhi dinlerin engin hoşgörüsünü esas alarak, entegrasyonu başarmaya sadece biz değil, bütün dünya muhtaçdır. İşte bu gerçeklerden hareketle İKMB, milletlerin ve dinlerin biraraya gelerek, asgari müşterekte birleşmesinin elzem olduğuna inanmaktadır. Çünkü hizmet anlayışı bunu gerektirmektedir. İKMB´nin bu küçük tanıtıcı sayfadaki bilgilerin okuyucuların beklentilerine cevap vereceğini ümit ediyoruz.
|